Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusuna düzenlediği harekât, IŞİD'in geri dönüşüne yol açabilir mi? BBC Güvenlik Muhabiri Frank Garnder'ın analizi.

Evet, büyük ihtimalle, bir şekilde. Sorunun kısa yanıtı bu. IŞİD ve El Kaide gibi cihatçı gruplar, kaos ve karmaşadan beslenir. Harekât zaten bir barut fıçısı olan bölgeye bu ikisini de getirme tehdidi taşıyor.

Ama sonuç kısmen Türk harekâtının derinliği, süresi ve yoğunluğuna da bağlı.

IŞİD sözde halifeliklerine ait son toprakları, bu yılın Mart ayında Baghuz'daki çatışmaların ardından kaybetmişti.

Ancak binlerce militanı hâlâ hayatta ve hepsi de hapiste değil. Örgüt, "yıpratma savaşı" adını verdiği stratejiyle çatışmaya devam edeceğini duyurdu. Bu şekilde düşmanlarını bu hafta Rakka'da üstlendiği bombalamalar gibi, gizlice planlanmış bir dizi saldırıyla bastırmayı umuyorlar.

Daha önce IŞİD'in en güçlü olduğu yerlerden kuzeydoğu Suriye'de yeniden ortaya çıkmaları, çoğu Kürtlerden oluşan ve Amerikan Özel Kuvvetleri ve ateş gücüyle desteklenen çok sayıda Suriye Demokratik Güçleri (SDG) savaşçısı tarafından önlenmişti.

Kürtler sadece cephede ve Türkiye sınırında askeri varlık göstermediler, aynı zamanda neredeyse başka kimsenin yapmayı istemediği bir görevi yerine getirdi ve denetimleri altındaki dolup, taşan kamplarda, binlerce IŞİD militanı ve yakınlarına gardiyanlık yaptılar.

Ancak şimdi Türkiye'nin güçlü ordusu Kürtler'in denetimi altındaki alanlara doğru ilerlerken, Kürtler'in öncelikleri değişti. Kendilerini savunmak, ülkelerinin geri almak istemediği, yargılanmamış mahkumlara gardiyanlık yapmaktan daha önemli hale geldi.

https://www.youtube.com/watch?v=w_k1A5fu04U&feature=youtu.be

Firar riski

Burada, iki risk var. Birincisi ve en yakın olanı firar. SDG'nin elindeki hapishanelerde 12 bin IŞİD militanı ve El Hol gibi kamplarda militanların 70 bin yakınının kaldığı tahmin ediliyor.

IŞİD militanları arasında kurbanların kafa ve uzuvlarını kesen, onları çarmıha geren ya da bunlara tanıklık eden ve saldırı planlama deneyimi olanlar var.

Batılı istihbarat örgütlerinde, hapisten kaçmaları halinde bu tecrübeli militanların, Avrupa'ya ya da diğer ülkelere geri dönüp, Londra, Paris, Barcelona ve diğer kentlerdeki saldırıların benzerlerini tekrarlayabilecekleri yönünde büyüyen bir korku var.

Burada, Batı kendini suçlamalı. 2014-2019 arasında 70 dolayında ülkeden oluşan ABD öncülüğündeki koalisyon, kabaca Belçika büyüklüğündeki bir alanı terörize eden sözde IŞİD halifeliğiyle, çetin geçen ve sonunda başarıyla sonuçlanan bir askeri mücadeleye girişti.

Ama sonrası için yeterli planlama yapılmadı. Savaş alanında ele geçirilen IŞİD militanlarını yargılamak için uluslararası alanda kabul gören bir mekanizma yok. Bunun yerine, yargılanma ihtimali olmadan, insan hakları grupları tarafından kınanan koşullarda tutuldular.

Kadınların kaldığı kamplar, IŞİD destekçileri ve ahlak polisi Hisbah'ın eski üyeleriyle dolu. Bunlar hâlâ çadır kamplarda, kırbaçlama ve onaylamadıkları kişilerin çadırlarını ateşe vermek de dahil, sert cezalar uyguluyor.

Kampların çoğu, Türkiye'nin ele geçirmeye niyetli olduğu sınır kesiminin daha güneyinde kalıyor. Ancak Kürtler şimdiden, Türk ilerlemesine karşı kendilerini savunmak için daha önce kamplarda gardiyanlık yapan güçlerini kuzeye kaydırmak zorunda kalacaklarını açıkladı.

En çok aranan IŞİD militanlarından, "Beatles" lakaplı, Londralı El- Şafi Elseyh ve Alexander Kotay, sınır yakınlarında SDG güçleri tarafından yakalanmalarından bu yana Kürtlerin elinde.

Ancak Çarşamba günü, ABD'de yargılanmak üzere Amerikan gözetimine verildikleri ve Irak'a götürüldükleri duyuruldu. Bu, Batı'nın mahkumların serbest kalmasından ne kadar endişeli duyduğuna bir işaret.

Yeniden ortaya çıkma riski

IŞİD'in yenilgiye uğratılmasında, zorlu savaşın büyük kısmını SDG'nin Kürt üyeleri gerçekleştirdi. Suriye ve Irak'a yayılan beş yıllık sözde halifeliğin yok edilmesinde Batılı özel kuvvetler ve hatta İran destekli Şii milisler rol oynadı.

Ancak, Kürtler şimdi Türk Ordusu'yla savaşmak ve hava saldırılarından kaçmaya çalışmakla meşgul olursa, artık IŞİD'e karşı etkin bir güç olmayacaktır. Batı da yerlerini doldurmaya isteksiz.

Tüm bunlar, IŞİD'in işine geliyor. Firardaki lider kadrosu, zaman zaman geri dönüş açıklamaları yapıyor.

Irak'ta, Türkiye'nin harekatından çok önce IŞİD'in yeniden toparlandığına yönelik işaretler vardı ve Irak hükümetine ait hedeflere küçük çapta saldırılar düzenlediler.

Yine de, tüm bu karamsar tahminler gerçekleşmeyebilir. Beyaz Saray'dan gelen kafa karıştırıcı mesajlar, Türkiye'yi Suriye'nin çok içlerine girmekten caydırabilir.

Harekât sınırlı kalabilir ve toz duman yatıştığında Ortadoğu'nun bu kuzey köşesinde yeni bir düzen kurulabilir.

Ancak en nihayetinde, rekabet bir kenara bırakılıp, halklar çok ihtiyaç duydukları bir şeyle, iyi bir yönetimle buluşana dek, bölge büyük ihtimalle çok istikrarsız olacak gibi görünüyor.

Cihatçı örgütler Somali'de, Yemen'de, Batı Afrika'da ve Irak ile Suriye'nin aşiret bölgelerinde, kötü ya da hiç olmayan yönetimden besleniyorlar.

Bu durumun düzeleceğine dair pek işaret de yok.